ABD Kongre ara seçimlerinde Demokratların resmi olmayan sonuçlara göre, Senato ve Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde etmesine ilişkin YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın bir açıklama yaptı.

ABD halkının Trump’ın politikalarını açık şekilde veto ettiğini belirten Günaydın, “Amerikan halkı İran savaşının mağlubunun Trump olduğunu teyit etmiştir. Yürütülen ağır saldırılara karşın hiçbir anlamlı sonuç üretilememesi ve savaşın Amerikan halkına ağır ekonomik maliyeti, faturanın Trump’a kesilmesine neden olmuştur. Bunun yanında, Ukrayna Rusya savaşında, Putin’le yakınlaşarak yürütülen tüccar diplomasisi de, vatandaştan veto yemiştir” dedi.

Günaydın, seçim sonuçlarının ABD-Türkiye ilişkileri açısından sonuçlarına ilişkinse “NATO Zirvesi’ndeki tüm hamasetlere karşın, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu dönemde Kongre’den CATSA yaptırımları konusunda bir karar çıkart(a)mayan Trump yönetiminin, Demokrat çoğunlukla bu kararları alabilmesi çok zor görünüyor” dedi.

Günaydın, sonuçlar üzerinden AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına çıkarılacak ağır dersler olduğunun altını çizerek “Demek ki dış politika, kişisel ilişkiler ile yürümüyormuş! Demek ki ‘derin devlet’ tasarımları, yurttaşın vetosu karşısında çaresiz kalabiliyormuş. Demek ki, Trump-Netanyahu senaryosunda yazılmış Mekke Anlaşması’na hevesle taraf olmak, elde patlayan bir bombaya dönüşebiliyormuş. Demek ki kendi halkından onay alamayanların dağıtmaya kalkıştığı meşruiyetin, hiçbir geçerliliği yokmuş!” ifadelerini kullandı.

Günaydın’ın açıklamasını tamamı şöyle:

“Amerikan seçimleri, anketlerde öngörülenlerden daha açık farklarla, Cumhuriyetçilerin büyük hezimetiyle sonuçlandı.

Özellikle Texas ve Kansas gibi eyaletlerde, çok uzun zamanlardan sonra demokrat adayların seçim kazanması, Cumhuriyetçilerin aldıkları yenilginin ağırlığını göstermesi açısından önemli.

Trump, ağır hezimeti, “pusulada ben yoktum” diyerek hafifletmeye çalışsa da, gerçek tam tersi.

Her ne kadar eyalet politikaları da bir nebze önem taşısa da, aslında Amerikan halkının açık vetosu, tam olarak Trump politikalarına oldu. Başka bir deyişle, söyleminin aksine, pusulaların tümünde Trump olduğu için eyaletlerde, Temsilciler Meclisi ve Senato’da farklar açıldı.

İkinci Trump devrine yönelik bu büyük itirazın, iç ve dış politikaya yönelik iki başat nedeni olduğu değerlendirilebilir.

Dış politikadan başlayalım: Amerikan halkı İran savaşının mağlubunun Trump olduğunu teyit etmiştir. Yürütülen ağır saldırılara karşın hiçbir anlamlı sonuç üretilememesi ve savaşın Amerikan halkına ağır ekonomik maliyeti, faturanın Trump’a kesilmesine neden olmuştur. Bunun yanında, Ukrayna Rusya savaşında, Putin’le yakınlaşarak yürütülen tüccar diplomasisi de, vatandaştan veto yemiştir.

İçeriye bakıldığında ise, kurumsallaşmanın yerine bireysel keyfiyeti oturtan dönem, Amerikan sisteminin rutinliğine alışmış ve bunu güvence saymış sıradan vatandaş için ikinci büyük itiraz nedeni olmuştur.

Şimdi Kongre iki ay boyunca, yani Ocak 2027 başına kadar, Trump ise iki yıl boyunca, 2028 sonuna kadar, topal ördek konumundadırlar..

Bu konumun, Türkiye açısından sonuçları olacaktır. Öncelikle, NATO Zirvesi’ndeki tüm hamasetlere karşın, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu dönemde Kongre’den CATSA yaptırımları konusunda bir karar çıkart(a)mayan Trump yönetiminin, demokrat çoğunlukla bu kararları alabilmesi çok zor görünüyor.

Bundan da öte, tüm Orta Doğu’yu Netanyahu ile birlikte dizayn etmeye çalışan yönelimin Amerika’da çok ağır, İsrail’de ise o denli olmasa da önemli bir yara aldığı görülüyor.

Özellikle İran’a yönelik tasarımların akıbeti sorgulanmaya muhtaçtır.

Buradan, Erdoğan adına çıkarılacak ağır dersler vardır:

Demek ki dış politika, kişisel ilişkiler ile yürümüyormuş!

Demek ki “derin devlet” tasarımları, yurttaşın vetosu karşısında çaresiz kalabiliyormuş.

Demek ki, Trump-Netenyahu senaryosunda yazılmış Mekke Anlaşması’na hevesle taraf olmak, elde patlayan bir bombaya dönüşebiliyormuş.

Demek ki kendi halkından onay alamayanların dağıtmaya kalkıştığı meşruiyetin, hiçbir geçerliliği yokmuş!”